01 Aralık 2007 Cumartesi

Blog Hakkinda

Hakkında

Bilişim çağındayız. Dünya nüfusu kalabalık. Sürü içinde kaybolmamak lazım. Her şeyden önce özgün olmak ve fikir üretmek düşünce beyan etmek lazım..

İnternet dünyasında o kadar kopya eser söz konusu ki. Bir eserin gerçek sahibini bile bulmakta zorluk çekebiliyorsunuz. Sanal alem resmen çöplük vaziyette. Sonunda bu işe çözüm bulundu. Artık Google, kopya içerik barındıran siteleri geliştirmiş oldukları Sandbox sistemi ile cezalandırıyor ve aramalarda o siteyi en gerilere itiyor. Kopya blogcu ve forumculara geçmiş olsun.

Bilgisayar ile 12 yaşından bu yana iç içeyim. MS-DOS komutlarıyla disketteki Mario Bros oyununu oynamaya çalıştığımı daha dün gibi hatırlarım. İnternet dünyasında ise 1999’da yerimi aldım. İlk mail adresimi o yıl almıştım hatta. Kotası 5 mb. idi ve bu kota bize o zamanlar çok fazla geliyordu. Mail kotasını idareli kullanmayı o yıllar öğrenmiştim. 2002 yılında forumları keşfettim. Yıllarca forum işçisi olarak çalıştım birkaç forumda. Öyle ki admin denilen adamlar forum sitesinin sitemap’ini bile çıkaramıyorlardı. Google’da da yoktuk bile. Kendimiz pişirip kendimiz yiyorduk. Bugün o forumlardan eser yok. İşimiz gücümüz kopyala yapıştır idi. Ben en azından üyelerden soru gelir düşüncesi ile kopyaladıklarımı okuyordum. Böylelikle aslında kendime daha çok faydam oldu açıkçası çok şey öğrenmiştim. Sonrasında zaten bu forumculuk işlerinin ne kadar angarya bir iş olduğunu görüp daha yararlı ve iyi şeyler yapmak için çabalıyorsunuz. Bilişim sektörü gerçekten önüne geçilmez bir hız ile ilerliyor. Keza yazılım,donanım işleri de öyle. Siz dört çekirdekli işlemcinizi aldığınız gün bir bakmışsınız 8 çekirdeklisi çıkmış. Kimbilir siz bunları okurken 32 çekirdeklisi çıkmıştır belki de daha farklı bir işlemci.

Benim kendi ismimi taşıyan bir blog açma isteğimin altında yatan sebep ise bir habere konu olan şahsın komik bir hikayesi..

Trafik polisleri bir güzergah üzerinde günlük rutin trafik denetimi yapmaktadırlar.

Alkollü olduğundan şüphelendikleri bir sürücüyü durdururlar ve alkol muayenesi yaparlar.

Muayene sonrası sürücü yüksek promilli çıkar. Polis sürücüye araçtan inmesini rica eder. Fakat sürücü bu isteğe karşı ; -“Sen benim kim olduğumu biliyormusun?” diye soruyla karşılık verir.

Polis memurlarından biri diğerleri sözlü tartışmaya girdikleri sırada ailesinden bir ferdi arar ve Google’da adamın ismini taramalarını ister. Neticede kayda değer bir şey bulunmaz ve o polis memuru tartışma ortamına geri döner; -“Beyefendi sizin kim olduğunuzu bilmiyorduk Google’a sorduk orada da bir şey çıkmadı.”

Bu haber her aklıma gelişinde tebessüm ederim. Umarım Google’da bende yerimi alırım. Herkes almalı. Burası benim küçük dünyam olmalı ayrıca kişisel günlüğüm de olabilmeli. Herkesin bir küçük dünyası olmalı ve düşüncelerini orada paylaşmalı. Siz gidip onların dünyalarını gezmelisiniz ve düşüncelerine yorumlar yapmalısınız. Onlarda sizi merak edip okumalılar.. İşte neden bir blog sitesi açmalıyım? Ya da neden bir blog sitem olmalı sorularının yanıtlarını ancak sitenizi yayına soktuktan sonra anlayacaksınız.

Bloglamak gerçekten güzel bir fiil. Böylelikle hem kendine hem topluma saygı duyarsın. Blogunuzda alıntı bir eser yayınladığınızda kaynak belirtmeniz sizin kalitenizi de gösterecektir.

Neden “Blogger” alt yapısında bir blog?

Çünkü Blogger bloglama sisteminin yazıları Google'da çok daha çabuk indeksleniyor ve okura daha hızlı ulaşıyor. Ayrıca ücretsiz ve pratik.

Blog Sitesi= Özgür ve Özgün Düşüncelerin yer aldığı kişisel günlük.

Lütfen kopyalamayın, sizde bloglayın..

0 yorum:

Yorum Gönder

Lütfen Türkçe'ye özen göstererek yorum bırakınız..