
Kadın elleri arkasında, duvara dayanmış dalgın gözlerle evin penceresinden dışarıya bakıyordu.
Akşamın alacakaranlığı ortalığa çökmüştü.Ne düşünüyordu?
Onu adeta buldunduğu yere donmuş gibi bırakan neydi?..Yaşına göre güzel ve alımlı bir kadındı..Uzun boylu kısa saçlı kumral, ela gözlü..İki yanağında iki gamze..Vücudu hala bozulmamış, güzelliğini koruyordu..Kilosu normaldi.
Bunu her zaman yaptığı spora ve uyguladığı diyete borçluydu.Tutkusu altın ve inci..Saygın kişilikli, mesleğinde başarılı, sıcak bir yuvası ve ailesi olan bir insandı.
Eşi , dostu, arkadaşı çoktu.Sık sık aranır ve dost meclislerinde bulunurdu.Onunla olmaktan mutlu olurdu insanlar..Kültür birikimi, kariyeri, güzel konuşması ile seçkin biriydi.Çok okurdu.Kendini iyi yetiştirmişti.Ellili yaşlarındaydı. Yani artık ömrünün sonbaharında... Gülümsedi...Biraz burukluk vardı bu gülümseyişte...Dost meclislerinde konuşur, tartışmalara katılır düşüncelerini söylerdi.

Çevresindekilerin onu anlamadıklarını bir çok ortamda, ömrü boyunca sık sık görmüştü.İçinde bir yanlızlık duvarı örülmüştü zamanla...
Çok görmüştü ailesi ile ve arkadaşlarıyla aynı telden çalmadıklarını...Kaderi buydu herhalde.Bekliyordu..Neyi? Kimi, onu anlayacak, içindeki yanlızlığını paylaşacak birini....
Çalışma odasına geçti.Dönen koltuk zengin bir kitaplık.Duvarda ünlü düşünür ve filozoflardan güzel sözler, resimler...Köşede bir sallanan koltuk, kamıştan... Yerde "selçuklu motifli" bir halı.... Bu köşe zaman zaman onun kaçış yeriydi.Çalışma masasının başına geçti, oturdu.Bir dosya kağıtı çıkardı.
Mektup yazacaktı.Eşime oğullarıma ve dostlarıma diye mi yazsam ? diye düşündü.Hayır...."Aranan ve Özlenen Dost"a diye yazacaktı.Kalemi eline aldı ve yazmaya başladı...
Sevdiğim, Canım benim.Bu gün yine özleminle doluyum.Gel artık bitsin bu özlem...
Benim ol. Yada ben senin olayım.Ruhuma ateş doğsun yaksın kavursun beni....Sevginle şımart beni şımartılmak istiyorum.
Çok sev beni.Güzel sözler söyle bana sevgiden, aşktan yana.Hiç bıkmadan söyle.Kimse beni, benim istediğim gibi sevmedi.Sevemedi çünkü....Biliyormusun çok yanlızım çooookkk.... Beni Anlıyacak candan bir dost arıyorum...Gel dostum ol , anla beni sayfa sayfa aç tanı beni....
Gizlerimi bul...Onları açığa çıkar.İkimiz bir "ben" olalım.Beni bana anlat.Yaşamı tümüyle bu kadar severken bendeki bu yılgınlık niye? Herşeyden bıkmam vazgeçmem niye?
Duygusallığımı gör orada ve beni anla.Duygularımız çoğu zaman görmez ediyor gözlerimizi.Gerçeklere perde çekiyoruz.
Ama onlar varlar ve oradalar.Hemen yakınımızda.Gerçekler ve duygular...Neden ben de ön planda duygular?Yanlızlığımın nedeni duygusal zekamın daha fazla gelişmiş olması mı ? Anlat bana... Sevgi ve Aşkı anlat...
Güzellikleri anlat doğruları anlat.. Yaşamı sözlerle, düşüncelerle paylaş..Ses tonumuzu yükseltmeden konuşmalıyız.
Geçmişe bakmamak gerektiğini çünkü yaşanacakların yaşanmışlardan daha önemli olduğunu söyle bana.
Söyle ama ; Geçmişte insanların daha saygılı, daha değer yargılarına bağlı, daha az bencil olduğunu ve o zaman toplumdaki insanların daha mutlu olduklarını vurgulayalım seninle birlikte...
Edebiyattan konuşalım. Şiirden konuşalım seninle..Son filmleri eleştirelim seninle birlikte...Yeni çıkan kitapları... Bana kitap armağan etmelisin parfüm yerine.Bende bir traş losyonu alacağıma bir kitap seçip almalıyım senin için...
Geleceğe umutla bakmaya öğret bana.İnsan yaşantısına giren yenilikleri öğret bana, yararlarını kullanılmasını...Sıcak çayımızı yudumlarken gözlerimiz birbirinin içinde temiz havayı içimize çekmeliyiz.
Aynı anda var olmanın dayanılmaz hafifliğini bulmalıyız.Ben resim yapmayı da severim.Renk armonileri oluşturmalıyız.
Yada güneşin güzelliğini örneğin batarken aldığı o mükemmel renkleri tuvalimize yansıtmalıyız....
Akşamın alacakaranlığı çöktüğü zaman, sallana sallana koltuğuma oturmalıyım.Müzik setinde hafif müzik veya Vivaldi'nin "The Fours Seasons" ı çalmalı ya da Pavoritti'nin aryalarını dinlemeliyiz gözlerimiz kapalı..
Aynı futbol takımını tutmasak da hoş görüyle bakmalıyız tuttuğumuz takımlara...
Biliyormusun gülmek insanı güzelleştirir..Mesleklerimizle ilgili sorunları ve de başarılarımızı da paylaşmalıyız seninle.Öneriler getirmeliyiz birbirimize..Getirilen önerileri sabırla dinlemeli ve faydalanabileceklerimiz şeçmeliyiz içinden..Yoksa hep benim söylediklerim ve bildiklerim dogru dememeliyiz.Ahh, canım!..Çok şey mi istiyor, çok mu şey bekliyorum?
Sen de benim gibi düşünüyorsan, ya da ayı şeyleri istiyorsan seslen "Gel!" de.Sesini duymalıyım.Başka kimse duymasın o sesi..
Sesin, "Gel yalnızlığımı paylaş, yalnızlıgımızı paylaşalım" desin.Ben, ben o sesi duyunca bir kapı açıp gitmeliyim sana.Gerçek dosta..Elveda derken merhaba diyerek.
Kadın yazdıgı mektubu katladı, zarfa koydu.Masanın küçük çekmecesine kilitledi.Kalktı.Müzik setini ve abajurun ışığını açtı.
Elektirği kapattı sallanan koltuğuna oturdu..
Gözlerini yumdu.Yavaş yavaş sallanırken kulaklarında Mario Lanza'nın billur sesi "O sole mio" albümünden parçalar okuyordu..















